Makale

    Orhan Alagöz 

    İki dudak arası hayat

    Ömür iki durak arası bir mesafedir. Doğum ve ölüm. Bu iki mesafe zaman 
    süzgeci içerisinde bazen genişler, bazen de daralır. Biz daralan süreç içerisinde
    itikadımızı ve de istikametimizi bozmadığımız müddetçe son durağa gönül
    rahatlığı içerisinde varabiliriz. 

    Bu iki durak arası aynı zamanda hadiselerin harman olduğu, elmas ile kömürün,
    bakır ile altının ayrıştığı yerdir. Yüce Yaratıcı bizim için bu iki durak arasını bir
    imtihan yeri olarak kılmıştır. Fakat geçici mahbuplar, son durağa sağ salim
    varmamızda önümüze çıkan birer engeldir. Bu engeller bizim asıl mahbubun
    vuslatına ve Onun mah-cemaliyle müşerref olmamıza mâni teşkil etmektedir. 

    O mânilerden birisi şu iki durak arası hayatta bizlere verilen mal ve evlâttır.
    Cenâb-ı Hak (cc) her ikisini de bizim için bir imtihan vesilesi kıldığını Kur'ân-ı
    Kerim'inde meâlen şöyle ifade etmektedir: ``Mal ve evlâtlarınızı sizin için bir
    imtihan vesilesi kıldık." Basit hayallerimizi gerçekleştirmek için bin bir türlü
    sıkıntıya göğüs gereriz. O arzularımıza ulaşmak için olmadık sıkıntılara
    katlanırız. Hiç şüphesiz ki bu bizim tabiatımızda varolan bir olgudur. İşte,
    sonsuzluk diyarındaki ebedî istek ve arzularımızın gerçekleşmesi için bu iki
    durak arası hayatta karşımıza çıkacak engellere mukavemetli olmalıyız. En ufak
    bir yılgınlık, bizlerin imtihanı kaybetmesine vesile olabilir. 

    Ve ebedî arzularımızdan geri bırakacak olan şeytanın hile ve desiseleri, cam
    parçacıklarından yansıyan göz kamaştırıcı hâleler gibidir. Sakın bu hâl, bizim
    imtihanımızı olumsuz olarak etkilemesin. 

    İki durak arası hayata bakış açımız her zaman şu olmalı: Bâki bir sevgilinin
    varlığını hissederek hayat mücadelesi içinde adımlarımızı ona göre dengeli
    atmak. ``Kalpler yalnız Allah'ı anmakla mutmain olur" Çünkü kalp, ebedî
    güzelliğin peşindedir. Ebedî güzelliğin yegâne mercii ise iman-ı billahtır. İman-ı
    billah (Allah'a iman) ise, öyle bir hazinedir ki, insanın her şeyi elinden gitse
    dahi, hiçbir şeyi gitmemiş gibi onun huzurlu ve mutlu olarak ayakta durmasını
    sağlar. Hazret-i Peygamber (asm) iki durak arası hayatta iman-ı billah'ı elde
    eden adamın halini şöyle tasvir etmektedir. ``Musibetler geldiği zaman
    sabreder, sevap kazanır. Nimet verildiğinde şükreder, yine sevap kazanır." Bize 
    düşen; bu güzel söze hakkıyla riayet edip, ömür treninin son durağa selâmetle
    varmasını sağlamak...


    Nur Web Sayfaları