|
___Prof. Dr. Alaaddin Başar___ Sevginin
Kaynağı: El Vedud Muhyiddin
Arabî Hazretleri, “Rahmetim gazabımı geçti” hadis-i kutsîsini şöyle
tefsir ve tevil eder: “Allah,
dileseydi bütün isimlerini tecellisiz bırakırdı. Zâtı, bütün bu
tecellilerden ganidir, yani O’nun o mukaddes zâtı, hiçbir ismin tecellisine
muhtaç değildir. Ama o isimler tecelli etmek ve eserlerini göstermek isterler.
İşte Cenâb-ı Hak, esmâ-yı hüsnasına rahmetle nazar etmiş, onları
tecellisiz bırakmamak için bu âlemi yaratmıştır.” Kendi
isimlerini, idrakinden aciz olduğumuz mukaddes bir muhabbetle seven Allah,
onların tecellisine hizmet eden şu mahlukatını da sever. İşte
bu sevgi, bu merhamet Vedûd isminden gelmektedir. Allah
her bir eserini sevmekle birlikte, bu sevgi ve merhametin odak noktası, en mükemmel
eser olan insandır. Çünkü, bütün ilâhî isimlerin aynası, tecelligâhı
odur. Allah’a
inanan, ilâhî isimleri okuyan, onların tecellilerinden azamî ölçüde
istifade etmeye çalışan mü’minler, ârif ve âlim zâtlar, Allah’ın
muhabbetine daha fazla mazhar olurlar. Onların, en mümtaz vasıfları,
kalplerinde Allah sevgisinin hâkim olmasıdır. Bir
kulun kalbi, ilâhî muhabbetle ne ölçüde dolup taşarsa, Allah da o kulunu
diğer kullarına nisbetle o kadar fazla sever. O bahtiyar kul, böylece Vedûd
ismine parlak bir ayna olur. ••• Nur
Külliyatından, harika bir tespit: “İnsan,
kâinatın en câmi’ bir meyvesi olduğu için, kâinatı istila edecek bir
muhabbet o meyvenin çekirdeği olan kalbine dercedilmiştir. İşte şöyle
nihayetsiz bir muhabbete lâyık olacak, nihayetsiz bir kemâl sahibi olabilir.”
Sözler Bu
ism-i şerif için kaydettiğimiz mânâlardan birisi, ‘mahlukatını seven ve
onların hayrını isteyen,’ şeklinde idi. Bu mânâya göre, bir kul diğer
insanlara ve hatta hayvanlara ve bitkilere, rahmet nazarıyla baktığı, onları
Allah namına sevdiği ve onlara yardım ettiği ölçüde Vedûd isminden ayrı
bir feyiz alır. Prof.Dr. Alaaddın Başar, Zafer Dergisi |