
“Mühim
bir âlim”in vefatı
Risale-i
Nur ile tanışanların ilk merak ettikleri konulardan biri de, bu eserlerin müellifi
olan Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin hayatıdır. Risalelerde
izah edilen konuların çarpıcı olması, “Bunu telif eden kimdir?”
sorusunu akla getirir. Dolayısıyla, Risale-i Nur’u okuyanlar, ilk fırsatta
Said Nursî’nin hayatını da öğrenmek isterler.
Tahdis-i nimet olarak ifade etmek gerekirse, Risale-i Nur'u okumaya başladığımız
ilk yıllarda aynı iştiyak bizde de hasıl olmuştu. Üstadın hayatını öğrenmek
maksadıyla onu anlatan “Tarihçe-i Hayatı” okumaya başladık. İlk
dikkatimizi çeken nokta, eserin “Önsöz”ündeki kısa nottu: “Bu önsöz
Medine-i Münevvere’de bulunan mühim bir âlim tarafından yazılmıştır.”
Önsözde Said Nursî’nin şahsî hayat hallerinden ziyade hizmetleri ve
eserleri beliğ bir surette anlatılıyordu. Zaten, “Tarihçe-i Hayat”ın
bütününde, Said Nursî’nin hayat hatıralarından ziyade, eserleri ve
hizmetleri anlatılıyor. Yoksa onun şahsî hususiyetlerini anlatan hatıra,
anekdot gibi hususlara pek yer verilmediği malûm.
Bugün bile aşılamadığını düşündüğüm bu önsözü okuyunca,—girişteki
notu da düşünerek—‘mühim âlim’ Ali Ulvi Kurucu’nun önceki yıllarda
vefat etmiş bir ‘âlim’ olduğunu düşünmüştüm. Önsözden
etkilenmemek mümkün değildi. Risale-i Nur’u, Üstad Said Nursî’nin
mesleğini, meşrebini, velhasıl her bir cephesini çarpıcı bir ifadeyle
anlatıyordu.
Sonraki yıllarda Ali Ulvi Kurucu’nun Medine’de yaşadığını öğrenince
onunla tanışmak, görüşmek, bu ‘önsöz’ün yazılış macerasını
kendisinden dinlemek arzusu içimde doğmuştu. 1990’dan sonra Birlik Vakfında
düzenlenen bir toplantıya konuşmacı olarak katılacağını duyunca hemen
oraya gittiğimi hatırlıyorum. Toplantı sonrası tam bu hususları sormayı
düşünürken, aynı mealde bir soru başkası tarafından soruldu. Ali Ulvi
Kurucu merhum, ‘önsöz’ü yazdığı günleri yad etti ve benzer çalışmaların
artık “Asım’ın nesli/genç Said”ler tarafından yapılması gerektiği
hususunda tahşidat yaptı.
Sonraki yıllarda da merhum Kurucu’nun bu yöndeki konuşmalarını/faaliyetlerini
takip etmeye çalıştım. Meslekî bir arzu ile, işin bu yönünün
bilinmesini hep arzu ettim. Bir defasında da Üsküdar FM’de Uğur İlyas
Canpolat’ın misafiri olmuştu. O konuşmayı radyodan kasete kaydettiğimi
hatırlıyorum. O programda da benzer mes’eler gündeme gelmişti.
İmkân ve fırsat bulduğumuz her mekânda Risale-i Nur’a emeği geçenlerin
hatıralarının bilinmesi ve kayıt altına alınması hususu gündeme
geliyor. Ali Ulvi Kurucu merhumun da hayatını anlattığı kasetlerin varlığını
ve onların yazıya aktarıldığını duymak memnun edici bir gelişme. İnşaallah
en kısa zamanda o hatıraları okumak nasip olur.
Her konuşmasında Peygamber (asm) sevgisinden ve ona misafir olmaktan
bahseden ‘mühim âlim’in duaları kabul oldu ve Medine’de vefat ederek,
Kâinatın Efendisi sevgili Peygamberimize komşu olan Cennet’ül Baki’ye
defnedildi.
“Mühim âlim”lerin kıymeti, hayattayken her zaman takdir edilemiyor
vesselâm. Allah rahmet eylesin.
Not: Hekimoğlu İsmail Ağabeyimizin yoğun bakımda olduğunu öğrendik.
Kendisine Allah’tan acil şifalar diliyor, hepinizi duaya davet ediyorum.
Faruk Cakir cakir@yeniasya.com.tr
, 06 Subat 2002, Yeni
Asya