Risale-i Nur'dan İstifade Şartları
Aziz, sıddık, gayretli, hâdim-i Nur Ömer abi,
Evvela selam ile Cenab-ı Hak'tan zatınızın ahir-i
hayatınıza ve teslim-i ruhunuza kadar halis ve müstakim bir hadim-i Kur'an
olmanızı temenni ve niyaz ederiz.
Saniyen çok istifade ettiğim bir kardeşimizin
Risale-i Nur'dan istifade edebilmenin şartlarına dair yazdığı bir mektubu
biraz daha tevsi' ile beraber hulasaten size de faidesi olur zannıyla gönderiyorum.
1. Takva: Bir mevhibe-i ilahiye olan o esrar halis
bir niyet ile dünyadan ve huzuzat-ı nefsaniyeden tam tecerrüd etmek vesilesiyle
o feyizler gelebilir. (On Altıncı Mektub).
İşte Bediüzzaman, bu müstesna tecellinin en parlak
misalidir. Bütün ömrü boyunca mücerred yaşadı. Dünyanın bütün meşru lezzetlerinden
tamamen mahrum kaldı. Bir yuva kurmak ve orada mes'ud bir aile hayatı geçirmek
sevdasına düşmeye vakit ve fırsat bulamadı. Fakat Cenab-ı Hak kendisine
öyle şeyler ihsan etti ki, fani kalemler ile tarif olunamayacak kadar muazzam
ve muhteşemdir.
2. Hakikatlerin derkine mani olan benlik, gurur,
ucb ve enaniyet gibi kötü hasletlerden sıyrılmak (Konferans). Evet gurur
ile, insan maddî ve manevî kemalât ve mehasinden mahrum kalır. Eğer gurur
saikasıyla başkaların kemalâtına tenezzül etmeyip, kendi kemalâtını kâfi
ve yüksek görürse, o insan nakıstır. Böyle insanlar, malumat ve keşfiyatlarını
daha yüksek görmekle, eslaf-ı izamın irşadat ve keşfiyatlarından mahrum
kalırlar. Ve evhama maruz kalarak, bütün bütün çizgiden çıkarlar. Halbuki,
eslaf-ı izamın kırk günde yaptıkları bir keşfiyatı, bunlar kırk senede
bulamazlar (Mesnevi-i Nuriye). Takva-yı hakiki gurur ve enaniyet ile ictima
etmiyor (Yirmi Dokuzuncu Mektub). Demek günahtan ictinab istifadeyi artırır.
3. Azamet ve kibriya ve nihayetsizlik noktasında,
ya gaflete veya masiyete veya maddiyata dalmak sebebiyle darlaşan akıllar,
azametli mes'eleleri ihata edemediklerinden, bir gurur-u ilmî ile inkâra
saparlar ve nefyederler (Yedinci Şua).
4. Acz ve fakrımızı anlayarak okumak. Evet evet
acz ve fakr ile tevekkül ve iltica ile nur kapısı açılır zulmetler dağılır
(Altıncı Mektub).
5. Nefsimizi muhatab ederek, yani yaralarını hissederek
okumak. Yazdığım hakaik-i imaniyeyi doğrudan doğruya nefsime hitab etmişim.
Herkesi davet etmiyorum; belki ruhları muhtaç ve kalbleri yaralı olanlar,
o edviye-yi Kur'aniyeyi arayıp buluyorlar (On Altıncı Mektub).
6. İhtiyacımızı hissederek okumak. Umuru mukarraredendir
ki, efkâr-ı ammenin birşeye verdiği mükafat, gösterdiği rağbet ve teveccüh
ekseriya o şeyin kemaline nisbeten değildir, belki ona derece-i ihtiyac
nisbetindedir (Sunuhat, 23). Hususan ihtiyac hissedilirse, okundukça zevk
alınıyor, usanılmıyor (Tarihçe-i Hayat, 192).
7. Merak, dikkat, tefekkür ve teenni ile okumak.
Hulusi ağabey "Henüz harfi harfine okuyamadım" diyerek nasıl okunması gerektiğini
gösteriyor (Barla Lahikası). Hem bu risaleyi dikkat ve teennî ile mutalaa
eden adam imanını kurtarır inşaallah... (İkinci Şua). Evet nazlanan ve
istiğna gösteren nazeninlerin mehirleri dikkattir (Muhakemat 74).
8. Heva-yi nefsi terketmek, rahmet-i ilahiyeye
kuvvetli itimad etmek, yani emel (çünki, ye's mani-i herkemâldir) ve de
kavanin-i adetullah ile evamir-i tekviniyeye ittiba etmekle mukadder olan
kemalata mürur-u zamanla kavuşulur (Yirminci Söz).
9. İstifade-i nuriyenin mühim bir şartı dersahane-i
nuriyedir, kardeşlerin müdavele ve müzakeresidir. Çünki gerçi herkes kendi
kendine bir derece istifade eder, fakat herkes herbir meselesini anlayamaz
(Sikke-i Tasdiki Gaybi, 7).
10. Tenkid parmaklarını uzatmamak (Onuncu Nota).
Bir sene bu risaleleri ve bu dersleri anlayarak ve kabul ederek okuyan;
bu zamanın mühim, hakikatli bir alimi olabilir. (Yirmi Birinci Lem'a).
11. Ele geçen her fırsatta zihni safileştirerek
okumak (Barla Lahikası).
12. Üstadın hissiyatıyla hissiyatlanmak ta istifadeyi
artırır. "Bana tam tevafuk eden hissedebilir." (Dördüncü Şua). Herbir risale
üstadın bir halet-i ruhiyesinin mahsulü olduğu mutabakatla istifade kemalini
bulur.
13. Okunan risaleyi; ya şimdiye kadar hiç
duymamış bir meseleyi veya ölmeden önce en son dersimi ya da doğrudan doğruya
Üstad'tan bir hakikatı dinliyormuş gibi bir hissiyatla dinlemek. En iyisi
üç nazarı birleştirmek. Yani; şimdiye kadar duymadığım bir hakikatı ölmeden
önce Üstadımdan dinliyorum merak, dikkat, ciddiyet ve heyecanı ile; müteaddibane,
mütehayyirane, mütefekkirane okumak ve dinlemek.
Evet mektub burada hitam buldu. Baki selam ve
dua... Kardeşiniz İsmail.
İsmail Yakup, 23 Ağustos 1989