Mektuplar İsmail Yakup
     

    'nin Bir Nev Nazmî Olan Manasına İzahattır
     

  • Gözler açık oldukça göz önünde olanı görmemek mümkün müdür?
  • Gözden uzak olanın gönüldende ırak olacağı muhakkak!
  • Çünki gördüklerin göremediklerini hatırlamaya imkan tanımaz.
  • Yakınıomda olana bu, uzağımda olana o demek adetimdir.
  • O diye çağrılan yaklaştıkça  artık bu denir, zira görüş ve temas sahasına girmiştir.
  • Bütün bu mesafeler nefis ile görecelidirç
  • Ben, sen ve onun birbirlerine göre mevzi ve mesafelerini en iyi tanımlayan göz ile önü ve ardı/ötesidir.
  • Gözün gözü, gördüğü ile aynı olur.
  • Göz önündekini görmeyene kör derler.
  • Ta uzaktakine o demek usuldendir. Fakat Allah'a O denmesi o sebepten değil.
  • Her ne kadar O'ndan uzak isekde,  O bize şah damarımızdan daha yakın. Sebebi; O'nun bilme keyfiyetinden  ne denli uzak olduğumuzu ifade etmek. Cehaletimizin ölçüsü: o O'nu tanıdıkça bilinmezlikten çıkar, cehalet mesafesi kısalmaya başladığı içintanınır, yakınlaşır. ama bunun part-ı lazım-ı evveli nefsin bilinmesidir.
  • Gözden ırak olandan gaflet son derece makul.  Çünki O'nu hatırda tutma zahmeti var. Lâkın göz göze, diz dize birbirinin huzurunda duranlar birbirine huzur verir, gaflete müsade etmezler.
  • Kurtuluşun tek yolu benlikten vaz geçip, mutlak teslimiyettir.
  • Madem O hakkındaki cehaletimiz gafletle neticeleniyor. Öyle ise O'yu çok zikretmek zarurî.
  • Bu zikir ile bulunduğun yerden yükselerek O'ya yaklaşırsın hatta artık O'na O diyemezsin çünkü O gözün önündedir. O'na Sen demelisin!
  • Böylece sen de kendini bilmiş ve bulmuş olursun. Hatırla: İlim kendin bilmektir.
  • Birbirine en uzak olan ben ve o ikilis bir orta yer olan sen'de kavuşurlar.
  • Allah'ın huzuruna çıkmayı beceren nefis dilencidir, bizzat ister.
  • Allah ise cevap vericidir.
  • O'nun zikredilmesi mecburî.
  • Nefsini bilirsen,
  • Rabbini tanırsın, marifetullah alır seni muhabbetullaha götürür. Dersin ki Seni hakkıyla tanıyamadık!
  • Mutlak huzur, O'nun huzurundadır, mutlak huzurun olduğu yerde bir eksik vardır: O da gaflettir!

  •  

     
     
     

    İsmail Yakup, 28 Kasım 1997.

    Nur Web Sayfaları