Makale

    Raşit Yücel 

    O'na Mektup!

    Ey aziz Üstadım. Bu kalbi duygular ile sana gönderdiğim ikinci mektubum. Her
    Mart ayı gelince bir hüzün çöreklenir hislerime. Bir hicranı yaşar duygularım.
    Kalbimin aklımın ve bütün hissiyatımın derinliklerine kadar yayılır. Önce şiddetli
    bir hüzün kaplar içimi. Sonra sevinçler ve müjdelerle dolan ruhum adeta
    yıldızlarla dolaşır. Ah keşke diyorum? Senin yaşadığın yıllarda olsa idim. Nur
    köyünde senin çocukluk arkadaşın, olsa idim. Medreselerde çocukluk arkadaşın,
    yollarda yoldaşın, el ele gönül gönüle. Harb-i Umumî'de askerin olsaydım.
    Kastamonu'daki esaretinde beraber olsa idim. Nikola Nikolaviç'e söylediğin
    sözlere ben de ortak olsa idim. Firarında yoldaşın,
    İstanbul'daki Darü'l-Hikmet'teki vazifende sana muavin olurdum. Ankara'da en
    dehşetli kumandana karşı ikazlarında da yanında olmak isterdim. Biraderzaden
    Abdurrahman seni Ankara'da yalnız bıraktığında Van'a giden trende yanında ben
    olmak isterdim. Molla Hamid'e arkadaş olmak bana bir şerefti. Sürgüne
    gönderildiğin zaman kelepçelerin ikimize birden takılmasını isterdim. İlk nefiy
    yerin olan Burdur'da, Barla'da, Isparta'da, Çamdağında, çınar ağacında beraber
    olmak isterdim seninle. Eskişehir Mahkemesinde, Eskişehir zindanlarında, Denizli
    Hapishanesinde, Afyon Mahkemesinde ben de olmak isterdim. Kanımızı
    mürekkep, derimizi kâğıt yapardık. Kastamonu da, Karadağ'da, Emirdağ'da,
    İstanbul'da beraber bulunurduk. 

    Bu bir hasretti ne olur çok görme. Senin yetiştirdiğin Tahirler, Zübeyrler,
    Feyziler, Aliler, Osmanlar, İbrahimler, Ceylanlar, Bayramlar, Sungurlar,
    Abdullahlar, Atıflar, Mehmetler, Süleymanlar bize örnek oldular. Onlar senin
    Kur'ân yoluna hayatlarını ve herşeylerini koydular. Tıpkı iki cihan serverinin
    etrafında dönen sahabiler gibi idiler. Fakat kısmet değilmiş ne diyelim. Ama senin
    vediana sarıldık. ``Mevtim hayatımdan ziyade dine hizmet edecek, ölümüm
    başınıza bomba olup patlayacak" müjdenize sahip çıktık. O günlerde birkaç
    merkezde yapılan Nur hizmeti şimdi binlerce merkezde yapılıyor. Şu satırların her
    kelimesinin sana ulaştığından hiç kuşkum yoktur. Çünkü ``boş dağlar hali
    sahralar onun ibadı ile dolu" olduğuna göre sen bizi biliyorsun. Bizi tanıyorsun.
    Sen aramızdan ayrıldıktan sonra sıra dağlar gibi hücumlara ma'ruz kaldık.
    Mahkemeler, zindanlar, mevkufiyetler. Nice yiğitler bu dâvâya omuz verdiler.
    Kimi candan geçti, kimi canandan. Kimi bir büyük inkişafın yanında büyük fedailer
    yetiştirdi. Şimdi Sözler'ini dünya okuyor. 

    ``Said yoktur, Said'in kudret ve ehliyeti de yoktur. Konuşan hakikat-ı
    Kur'âniyedir." Müjdeni yaşar hale geldik. Ve her Mart ayının yirmi üçünde bu
    duygularla uyanır hissiyatım. Kâh hüzün, kâh sevincinde akşama kadar âlemim
    canlanır. 

    Adeta sadâkat yemini ederim. Metanetten ayrılmayacağıma, onu başıma taç
    edeceğimi anlarım.Sana binler minnetle, selâmlar ederim. Üstadım.

    Yeni Asya


    Nur Web Sayfaları