Mehmet Demiröz  

    MAHSUN ÇAMDAĞI

    Bayram ziyaretinde gönlüme düştü bir acı,

    Düşürmüşler; yerde yatıyor katran, çam ağacı,

    Gidin görün; ne haldedir? Çamdağ’ının tâcı!

    Acaba kimlerde bulunur, benim derdimin ilacı.

     

    Dünyada Barla, Çamdağı gibi yer bulunmaz,

    Göz kapamakla asla gündüz gece olmaz,

    Şunu bilsinler ki, nura balta vurulmaz,

    Risale-i Nur yolunda yürüyen yorulmaz.

     

    Doğruymuş; “su uyur düşman uyumaz” derler,

    Bediüzzaman’ın Urfa’daki mezarını söken eller,

    Daha fazla ileri giderse, yarılır yerler,

    Akar sonra, Senirkent’teki gibi seller.

     

    Güya orman kanunlarına göre yaş kesmek yasaktı,

    Duyunca, Nur Talebelerinin göz yaşları seller gibi aktı.

    Hemen Mustafa Sungur ağabey yerine gidip baktı.

    Bu menfur saldırı ehl-i imanın ciğerini yaktı.

     

    Erinmeden üşenmeden gittin vurdun hızarı,

    Onlarda hiç mi yoktu Üstadın hatırı,

    O eller hiç dinlemez; kaldırırlar mezarı yatırı!

    Sanki bir cana vurmuş gibi oldun satırı.

     

    Barla’dan, Çamdağı’ndan esen yeller,

    Acaba şimdi Üstada bunu nasıl söyler,

    Artık gidemem; viran oldu o bizim iller,

    Kırılsın ona acımadan balta vuran eller.

     

    Bu sefer çok derin katran ve çamın yarası,

    Olmuştu: “Çamdağı ormanı” Üstadın  hâtırası,

    Bakalım kimlere çıkarılacak bunun faturası,

    Cezasını çekmenin elbette gelir bir gün sırası.

     

    Davaya semboldü: “Çınar, katran, çamağacı” üçlüsü,

    Onların altında olurdum dünyanın en mutlusu,

    Hemen bulunsun meçhul değil, meşhur suçlusu!

    Eğer bulurlarsa, olurlar iktidarın en güçlüsü.

    Mehmet Demiröz, 02.Ocak.2001


    Nur Web Sayfaları