Beni bu bilgisayarda hatırla  
Parolamı Unuttum Yeni bir hesap oluştur  
 
 
Nur Mektebi Ana Sayfa
 



Yazılarımız

Konferans Bildirileri

Genel Makale

Gazete Makalesi

Dergi Makalesi

Şiir

Ses

Fotoğraf

Video

Bilgisayar Dosyaları

Linkler

Duyurular

Vecizeler

Nurlu Tablolar

Kuran-ı Kerim

İnternet Yazıları

Cevşen

Hadis
 
 
 
Filtreleme SeçenekleriListeleme Seçenekleri
Grupla:
Sırala:
Türkçe Belgeler
Bu profildeki belgeler
Göster  Bir sayfadaki belge sayısı
Tümünü Listele
A.Raif Öztürk (1)Abdullah Aymaz (1)Ahmet Akgündüz (6)Alaaddin Basar (2)
Anonim Anonim (1)Ayşe Nur Özdemir (1)Aykut Tanrıkulu (1)Baki Çimiç (4)
Canan Karataş (7)Cemal Karabel (1)Cemil Tokpınar (1)Cemil Karakullukçu (1)
Davud Ayduz (1)Evren Teke (21)Fatma Çeliktaş (1)Fethullah Gülen (2)
Furkan Aydiner (6)Hüseyin Gültekin (1)Hüseyin Yılmaz (2)Halil Akgüner (1)
Harun Yahya (1)Hasan Güneş (1)Ibrahim Ozdemir (1)Ismail Yakup (9)
M. İsmail Tezer (6)Mary Weld (1)Mehmet Şirin Seven (1)Mehmet Paksu (1)
Meryem Aybike Sinan (33)Metin Ergöktaş (4)Metin Karabaşoğlu (6)Muhammed Zorlu (5)
Mustafa Sungur (1)Mustafa Ulusoy (1)Nazım Gökçe (1)Necmeddin Sahiner (1)
Nejat Eren (4)Nimet DEMİR (1)Nur Enstitüsü (Y.A.V) (2)Nur.org Editors (3)
Nuran Yazar (1)Ömer Faruk Paksu (1)Omer Sevinçgül (1)Ramazan ALTINTAŞ (1)
Risale-i Nur Enstitüsü (2)Sönmez Artan (3)Senai Demirci (1)Yusuf Sıddık (1)
Ahmet Akgündüz
Ahmet Akgündüz
"Cenab-ı Hakka vâsıl olacak tarikler pek çoktur. Bütün hak tarikler, Kur'ân'dan alınmıştır. Fakat tarikatların bazısı, bazısından daha kısa, daha selâmetli ve daha umumiyetli oluyor. O tarikler (yani genel anlamda Allah'a giden yollar) içinde, Kur'ân'dan istifade ettiğim 'acz, fakr, şefkat ve tefekkür' tarikidir. Şu tarik, hafî tarikler (Nakşibendiye tarikatı gibi) misilli 'letâif-i aşere' gibi on hatve değil, tarik-i cehriyye gibi (Kadiri tarikatı gibi) 'nüfûs-u seb'a' yedi mertebeye atılan adımlar değil, belki dört hatveden ibarettir. Tarikattan ziyâde hakikattır, şerîattır."
Ahmet Akgündüz
1293 Rumi ve 1876 miladî yılında Bitlis'in Hizan kazâsının Nurs Köyünde dünyaya gelen, 22 Mart 1960 tarihinde Urfa'da dar-ı bekâya intikal eden Bedîüzzaman gibi 80 kusur sene dolu bir hayat yaşamış bir dahi ve müceddid hakkında, bu kısa yazı içerisinde doyurucu bir şeyler söylememizi bizden beklememelisiniz. Ancak "bir şey tamamen elde edilemese de, tamamıyla da terkedilmemeli" kâidesince, denizden bir katre mesâbesinde, ba'zı hakikatleri burada ifade etmek istiyorum. Söyleyeceklerimizi ana başlıklarıyla özetleyeceğiz: I- Cumhuriyet Nesli Bediüzzaman'ı Yanlış Tanıyor
Ahmet Akgündüz
Bedîüzzaman'ın ilmî şahsiyeti de, islam âleminde ve Türkiye dışında bütün dünyada tam olarak takdir edildiği halde, Türkiye'de özellikle ilim adamları çevresinde yeterince tanınmamıştır. Bunda, yapılan menfî propagandaların tesiri büyüktür. Bir zamanlar, ilâhiyât öğretim üyelerinin Doç. yahut Prof. olabilmeleri için, Bedîüzzaman ve onun 6.000 küsur sayfayı bulan Risâle-i nur adlı eserleri aleyhinde konferans yahut makale bulunması şartı arandığını, hâdiseyi yaşayan hocalarımız anlatmaktadır. Eserlerinin bir çoğu, başta Arapça, İngilizce, Almanca ve Urduca gibi ona yakın lisana tercüme edilen ve hakkında Avrupa'da ve islam âleminde doktora tezleri yapılan bir dahi hakkında, Türk ilim çevresinin bîgâne kalması elbette ki üzücüdür.
Ahmet Akgündüz
Bedîüzzaman, sadece nazariyat insanı değil, aynı zamanda üç devir görmüş yani mutlâkıyet, meşrutiyet ve cumhuriyeti yaşamış bir tatbikat adamıdır. Kendi şahsî ubûdiyetini asla ihmâl etmediği gibi, başta Osmanlı Devleti ve daha sonra da Türkiye olmak üzere, bütün âlem-i İslamda ve hatta tüm dünyada meydana gelen siyasî ve sosyal hâdiseleri de islamın ulvî düsturlarına göre değerlendiren ve tesbitini islama göre yapan nâdide bir dava adamıdır. Zaman, hep onu haklı çıkarmış ve aksi fikirde olanları utandırmıştır
Ahmet Akgündüz
Bedîüzzaman, sadece bir din âlimi değil, aynı zamanda bir mütefekkir ve dahidir. Doğrudan doğruya Kur’an'dan alarak Risâle-i Nur adlı eserlerde muhtaçlara sunduğu hakikatler, sadece mazi ve hali değil, istikbali de aydınlatmıştır denilebilir. 20. asrın islamiyet açısından meş’um olan suratı, onun ümidlerini ye’se çevirememiştir. En sıkıntılı günlede dahi, herkes me’yûs iken o ümidini arttırarak devam ettirmiştir.
Alaaddin Basar
Müsbet hareket, Risale-i Nur'un ilim ve irfana, tebliğ ve iknaya, muhabbet ve şefkate dayanan irşad metodu. Bu meslek bütün mücedditlerin ortak yoludur. Hepsi, Allah Resulü'nden (a.s.m.) aynı dersi almış ve asırlarının şartlarına göre bu yolda yürümeğe azamî hassasiyet göstermişlerdir. Gazzalîler, Rabbanîler, Geylanîler, Mevlânalar hep bu mukaddes yolun yolcularıdır. Hepsinin ortak gayesi, insanları Hakkın rıza çizgisine çekmek, ebedî saadetlerine vesile olmaktır.
Alaaddin Basar
Bir hadis-i kudsîde, “Ben gizli bir hazine idim. Bilinmeye muhabbet ettim ve mahlukatı yarattım” buyrulur. Nur Müellifi, “Muhabbet bu kâinatın bir sebeb-i vücududur” buyurmakla bu hakikate işaret eder. Yani, Cenâb-ı Hak, isimlerinin tecelli etmesini murat etmiş ve bu âlemi yaratmıştır.
 [1]      1  |  2  |  3  |  4  |  5  |  6  |  7  |  8  |  9  |  10  >>    [16]10 / 156 belge listelendi