Risale-i Nur nedir? Nur’un mesajı, nurun mektubu demektir. Kim yazmış? Bediüzzaman. Kime yazmış? Bütün insanlığa. Niçin yazmış? Ya da niçin yazdırılmış? İnsanlığın kalb, ruh ve nefisle ilgili dertlerine derman, hastalıklarına deva olmak için.
Müellifin ifadesiyle yazılması esnasında Kur’an’dan başka hiçbir kaynağı olmayan bu kerametlere mazhar olmuş eserler, Nur ismini taşıyan Kur’an’ın, Rabb-i Rahimimizin ve O’nun şefkatli nebisinin bize verdiği mesajların günümüz insanının aklına, idrakine, anlayışına sunulmuş formları, tarzları, şekilleri. Akif’n ifadesiyle “asrın idrakine söyletilen İslâm”. Hazret-i Ali r.a’nın bir sözü olarak hatırladığım “insanlara akıllarının alacağı şekilde hitap edin” sözünün parlak bir aynası Risale-i Nur.
Risale-i Nur’un derdi, insanlığın en büyük, en dehşetli hastalığına derman olmak: İmansızlık hastalığına. Dinsizliği yaymak için çeşitli isimler adı altında boy gösteren felsefî akımlar: Onların etkisinde kalan romanı, şiiri, hikayesiyle edebiyat. Ve 20 ve 21. asırda sinema, tiyatro, televizyon ve şimdi de internet. Bütün bunlar var güçleriyle imanı, ahlakı, kulluğu, tefekkürü ortadan kaldırmak, gençleri nefislerinin peşinde koşan, maddi lezzetlerin anlık zamanları içinde hapseden birer insan haline getirmek isteyen aletler. Aletlere düşman olmak bizim işimiz değil. Bizim hayfımız, bu aletleri hevasat aletleri haline getirenlere. Gençliğin aklını, ruhunu, kalbini anlık hazların ellerinde esir yapmak için çabalayanlara.
Risale-i Nur, bu aletleri hevasat aletleri olmaktan çıkarmak, imana, Kur’an’a hizmetkar etmek, gençliğe yol göstermek için kullandırmak isteyen bir bakış açısına sahip. Risale havarileri bu misyonu üstlenmek isteyen insanlardan oluşuyor. Bütun nur siteleri, olumlu yayın yapan radyolar, televizyonlar, nurların aynası olan kitapları yayınlayan yayınevleri, hepsi ama hepsi bu misyonu üstlenenlerin yaktıkları bir meşale, attıkları bir çığlık.
Eminim ki gök kubbede yankılanan bu sesler, dergah-ı ilahiye bir dua, bir niyaz demeti olarak gidiyor. Bu meşale, dalalet vadilerinin karanlık sokaklarında kaybolanlara bir rehber oluyor.
Daha da ötesinde bu kutsiler grubu, imansızlık denizinde boğulmak üzere olanları kurtarmak için asrımızın kıyısına yanaşan Nur Gemisine davet eden bağrı yanık insanlar. Nur Gemisi, Nur müellifinin benzetmesiyle Nuh a.s.’ın Gemisi gibidir. Önemli olan, böyle bir geminin olduğunu mümkün olduğu kadar herkese duyurmak. Bu Nur Gemisi Kur’an ve Sünnet gemisidir. Bunun içine giren, kendisini ve ailesini yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten korur.
Ben, aciz, fakir, kusurlu, dualarınıza her zaman muhtaç bir kardeşiniz olarak hayatımın bundan sonraki kısmında kendimi ve kendim gibi dertlileri bu gemiye davet etmek isteyen biriyim. Burada bulunmamın tek sebebi de budur. Allah bizi ve sizi bu gemiye binenlerden ve boğulmak üzere olanları bu gemiye çağırmayı en büyük gaye edinen insanlardan eylesin.
Ne mutlu rotası Allah rızası ve ebedi Cennet olan bu gemiye binenlere.